Ana sayfa GÜNDEM En genç ABD başkanı olmak istiyordu Yeni Amerikan yönetimi iş başında

En genç ABD başkanı olmak istiyordu Yeni Amerikan yönetimi iş başında

70
0
En genç ABD başkanı olmak istiyordu Yeni Amerikan yönetimi iş başında
En genç ABD başkanı olmak istiyordu Yeni Amerikan yönetimi iş başında

Bir zamanlar Amerikan Cumhuriyeti’nin en genç başkanı olma hayallerine sahip bulunduğu bilinen Biden; kaderin cilvesiyle hedefine yetmişsekiz yaşında ulaştı ve “en yaşlı başkan” olarak tarihe geçti. Kırk yılı aşkın politik kariyeri ile “siyasetin duayeni” olarak nitelendirilen Biden, Obama dönemindeki başkan yardımcılığı deneyimi ile Beyaz Saray işleyişine hakim bir profili temsil ediyor. Hatta, kabine üyelerini ve çalışma arkadaşlarını seçim tercihleri gözönüne alındığında, “3.Obama dönemi başlıyor!” mealindeki değerlendirmeler sıklıkla kullanılmaya başlanıyor.” J.F.Kennedy’den sonra ikinci Katolik inancından gelen başkan” kimliği ile göreve başlamasından hemen sonra Papa Francis’in takdislerine mazhar olan Biden, halk arasında yaygın olan, “Joe Amca” lakabını senelerdir sahiplenmiş görünüyor.

 İleri yaşı göz önüne alındığında, dört yıllık görev süresinin ardından ikinci döneme uzanan ihtimal ve açılımlara prim vermek zor; bu durum, hiç şüphesiz yardımcısı Kamala Harris’in daha yakından izlenmesine sebep olacak, onun kritik önemini arttıracak. Uluslararası politika ve Beyaz Saray dinamik ile deneyimlerine yabancı Harris’in, bu kulvarlarda kendini geliştirme imkanını önümüzdeki süreçte en iyi şekilde değerlendirme hırsına sahip olduğu konusunda şüphe bulunmuyor. Her halde, çıtayı bir kademe yükselterek, “ilk kadın başkan” profiline ulaşmaya çalışan bir üst düzey siyasetçiyi izleyeceğiz.

Amerikan halkı, önümüzdeki süreçte, önceki başkan Trump’ın dahil olduğu WASP (Beyaz/Anglo-Sakson Kökenli/Protestan) hakim yapılanmasının dışında “çeşitlendirilmiş/ayrımcılığa karşı” kodlarıyla tanımlanan liberal yaklaşımlar eliyle yönetilecek. Burada önemli ve kırılganlığa açık nokta; “cehenneme giden yolun, iyi niyet taşları ile örülebileceği” ihtimalini gözden uzak tutmak olacaktır:

Ayrımcılıkla mücadele adına atılan adımların, ”ters ayrımcılık (reverse discrimination) “ çıkmaz sokağına yönlenmemesi; çeşitlilik adına “ liyakat ile kalifikasyonun ihlal edildiği ve kotaya kurban edildiği” adaleti sarsıcı zeminlere çekilmemesi gerekir. Biden’ın yürüyeceği mayınlı arazinin bir tarafında onu “solcu ve sosyalist bulanlar” var ise, diğer tarafta “yeterince solda ve ilerici olmamakla suçlayanlar” yer almaktadır. Üstelik, Senato’da sağlanan bıçak sırtı Demokrat çoğunluk ve yetmişbeş milyon oyla desteklenmiş Trumpçı platform dikkate alındığında, Joe amcanın siyasi deneyim ve ustalığı; başkanlık başarısını yapılandırmada kritik faktör haline gelmektedir.    

Toplumsal  ayrışma ve çatışmanın derinleştiği bir ortamda,” onarıcı-birleştirici mesajların” ne kadar etkili olacağını görmek için zamana ihtiyacımız var. En hafif ifadesiyle; “toksik sosyo-ekonomik vasatta” görevi devralan Başkan Biden’ın, acil iyileştirme ve aksiyona geçme öncelikleriyle işe soyunduğunu defalarca vurgulayarak icraatlarına hızlı başlangıç yapması, zaten bekleniliyordu. İşin kritik kısmı, “100 Gün” söylemi ile yakın gelecek için “yüz milyon aşılama” hedefini ortaya koyan yeni liderin, sözkonusu vaatlerini gerçekleştirme performansına bağlıdır ve yakından izlenmelidir.

Dünya ekonomik sisteminin halen en büyüğü ve “hakim rezerv paranın sahibi” olan Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanacak tüm gelişmeler, doğrudan global etkiye sahiptir; hatta  reel-politik dinamiklerinin oluşumunda en ağırlıklı rolü oynamaya devam etmektedir. Pandemi konjonktürünün bunaltıcı ve tahrip edici andacındaki dünyadaki muhtemel gelişmeleri öngörmede; formüle etmede yeni yönetim altındaki Amerikan kartını ihmal etmek, ıskalamak gibi bir opsiyona sahip değiliz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here